Özok: Arabuluculuk mesleği yaratılması kabul edilemez

Pazar, 10 Ağustos 2008 20:57 yönetici
Yazdır

Bursa Barosu'nun yüzüncü kuruluş yıldönümü nedeni ile 15-16 Mart 2008 de Bursa'da toplanan Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu, Baro Başkanları ve Bursa Barosu aşağıdaki hususları kamuoyumuzun bilgisine sunar:


"Uygulanmayan mahkeme kararları, Arabuluculuk Yasa Tasarısı, yasama, yürütme ve yargı ilişkileri" gündemi ile aylar öncesinden kararlaştırılan toplantımız, 14 Mart günü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AKP’nin kapatılması isteği ile dava açması üzerine bu konuyu da gündemine almış ve gelinen bu noktada Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatarak herkesi sakinleşmeye ve yargısal sürecin tamamlanmasını beklemeye davet etmeyi uygun görmüştür.


Yaşanılan bu durum toplantımızın asıl gündem maddelerinden biri olan "yasama, yürütme ve yargı ilişkileri" ile doğrudan ilgilidir. Son dönemde, ülkemizde "çoğulcu demokrasi" anlayışının, yerini "çoğunlukçu" anlayışa bırakmasından bu yana "yasama" ve "yürütme" erkleri fiilen bütünleşmiş ve adeta bir "Birleşik Yürütme ve Yasama Organı" oluşmuş, Yasamanın Yürütme üzerindeki denetim işlevi yok edilmiştir.


"Birleşik Yürütme ve Yasama Organı", "Yargı"dan rahatsızdır. Çünkü Yasamanın yapmadığı "denetim" görevini, yargı yerine getirmektedir. Yanlışları yargı düzeltmekte, çoğunluğun kontrolsüz güç olmasını engellemektedir.


Bunun içindir ki bir süredir yasama ve yürütmenin üyeleri işlerine gelmeyen yargı kararlarını uygulamamakta, uluorta eleştirmekte, yargının saygınlığını zedeleyecek, gücünü kıracak, hukuk devletinin içini boşaltacak, hedef haline getirecek davranışlar sergilemekte, açıklamalarda bulunmaktadır.


Uygulanmayan yargı kararlarının önemli bir bölümü çevre sorunlarına ilişkin olanlardır. İçinde bulunulan küresel çevre felaketine karşın ülkemizde hala, "çevre"nin kalkınmanın hem kaynağı hem de sınırı olduğu gerçeğini görmezden gelerek, "HER ŞEYE RAĞMEN EKONOMİK KALKINMA" anlayışı ile doğal dengeyi bozacak ve çevreye zarar verecek yatırımlarda yargı kararlarına karşın ısrar edilmesi ve yargıyı etkisiz bırakmak amacıyla yasal düzenlemeler yapılması kabul edilemez. Türkiye Barolar Birliği ve Barolar olarak bu tür kararların uygulanması konusunda yöre halkının desteği ile başlatılan etkinliklerimizi sürdüreceğiz.


Bu nedenle tüm sorumlulara bir kez daha;


- Yargı organlarının kararlarının tek dayanağının hukuk olduğunu, ulusal ve uluslararası hukuksal metinlerin kararlara yol gösterdiğini, Mahkeme kararlarının sadece mahkemeleri değil öncelikle muhataplarım ve bütün kurumları ile tüm toplumu ilgilendirdiğini,


- Kesinleşmiş mahkeme kararlarının önce taraflarım ve sonra tüm toplumu ve Devlet'i bağladığını,

 

- Kesinleşen yargı kararlarının uygulanmamasının suç oluşturduğunu hatırlatırız.

Toplantımızın bir diğer gündem maddesi olan Arabuluculuk Yasa Tasarısı konusunda eleştiri ve önerilerimizi aşağıdaki şekilde belirtiyoruz:


-Arabuculuğun uygulanabileceği, "tarafların kendi iradeleri ile serbestçe tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklanan hukuk uyuşmazlıklarının kapsamı açıkça belli edilmelidir.


-Arabuluculuk çalışmalarının avukatlar aracılığıyla kurumlaştırılması sağlanmalıdır. Bunun yapılmayıp yeni bir "arabuluculuk mesleği" yaratılması kabul edilemez.


- Sadece dört yıllık hukuk lisans eğitimi almış olanlar ve avukatlar arabulucu olabilmelidir.


-Arabuluculuğun doğrudan Adalet Bakanlığı’na bağlı bir kurum olarak düzenlemesi sakıncalıdır. Örgütlenmenin ve ücret tarifesi düzenlemesinin Türkiye Barolar Birliği ve barolar bünyesinde yapılması gerekir.


-Bugün ülkemizde avukatlık mesleğine girebilmek için bir yıllık staj dışında herhangi bir sınav koşulu bulunmaz iken, dört yıllık hukuk lisans eğitimi sonrası avukatlık ruhsatı almış bir meslektaşımızın arabuluculuk yapabilmesi için arabuluculuk sınavım başarma koşulu getirilmesini uygun bulmuyoruz.


-Tasarı, "Hukuk fakültesini bitiren herkes avukat olabilir ancak arabulucu olamaz." anlayışındadır.


Halen açık olan hukuk fakültelerindeki eğitim kalitesinin yetersizliği ve ülke gereksiniminin çok üzerinde mezun vermesi ortada iken yeniden beş hukuk fakültesinin daha açılma hazırlıklarının sürdürülmesinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna gideceğimizi belirtiyoruz.


Ayrıca, meslektaşlarımızın uğradığı saldırılar ile savunmanın etkisizleştirilmesine ilişkin düzenlemeler karşısında duyarsız kalınmasını, bir kez daha kınıyoruz. Bu kapsamda son günlerde Maliye Bakanlığı'nın bütün meslektaşlarımızı vergi kaçıran mükellefler olarak genelleyen uygulamalara girişmesi de asla kabul edilemez.


Eksiksiz demokrasi anlayışımız özgürlüklerin en geniş şekilde kullanılmasını amaçlar. Ancak eksiksiz demokrasinin temel koşulu da "gerçek hukuk Devleti”dir. Gerçek hukuk devletinin oluşturabilmesi ise yargı organının yasama ve yürütme karşısında bağımsızlığını gerçekleştirmeye bağlıdır. Bağımsız yargı ise en ufak baskı altında kalmadan karar veren ve kesinleşen kararları da gecikmeksizin uygulanan yargı organı ile sağlanır.


Eksiksiz demokrasinin oluşturulabilmesinin uzak bir hayal olarak kalmaması için bu dengenin sağlanması adına her birey ve kurumun üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekir.


KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURURUZ. 16.3.2008