Sabah aceleci, akşam yorgun, selam vermemek için çevrilen yüzler, yıllardır aynı binada yaşıyor olmalarına rağmen hiç konuşmamış, tanışmamış insanlar… Hep bir acelecilik, hep bir koşturma, yaşadığımız binanın koridorları evimize girene kadar hızlı adımlarla kat etmemiz gereken bir mesafe… Yaşadığımız dönemde şehir yaşantısına fazlasıyla dahil olan bizlerin bir gününden “küçük bir kesit” bu cümleler. İnsanları birbirlerine bu kadar duyarsızlaştıran ve birbirlerini bu kadar görmezden gelmelerine neden olan şey nedir? Günün yorgunluğu mu, uğraşmaktan bıkılan insanlar mı, gün içinde istemeden selam verilen insanların verdiği bıkkınlık mı, yoksa başka seçenek olmadığı için birlikte yaşamak zorunda kalınması nedeniyle iletişime geçilmesinin de gerekmediği düşüncesi mi?