ARABULUCU.COM

İnsanlara çözüm üretirken kullanabilecekleri güçlü araçlar sağlar...

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Makaleler Arabuluculuk Hakkında Arabuluculuk Süreci - Arabuluculuk Konteksi

Arabuluculuk Süreci - Arabuluculuk Konteksi

E-posta Yazdır PDF
İçerik Sayfaları
Arabuluculuk Süreci
Süreç
Anlaşma
Artı Toplam
Arabulucu Tarafından Değerlendirme
Konular, tarafsızlık ve anlaşma sağlama
Arabuluculuk Konteksi
Sonuç
Kaynakça
Dipnotlar
Tüm Sayfalar

 

3. ARABULUCULUK KONTEKSTİ

 

3.1- Aile

 

Bugünlerde en çok arabuluculuk yapılan konu türleri özellikle boşanma ve velayet uyuşmazlıkları olmak üzere aile hukukudur. Boşanma arabuluculuğu çok yoğundur. Eşler genellikle boşanma konusunda arabuluculuk sürecini kabul etmektedirler. Birçok yargı çevresinde, anlaşmanın olmaması durumunda mevzuat ve mahkemeler taraflara sıklıkla boşanmanın arabuluculuk süreciyle olmasını zorunlu tutarlar. Arabuluculuk zorunluluğu, tarafların boşanma ile bağlantılı tüm konuları çözen bir anlaşmayı müzakere edememelerinden dolayı mahkemeye başvurmaları gibi anlaşmazlıklarda uygulanmaktadır.

 

Aile arabuluculuğundaki tipik konular; velayet, mal paylaşımı ve nafaka/bakım konularıdır. Özellikle velayet konusu birçok eyaletten hükümet yardımı, zorunlu katılım ve geniş kanıt ayrıcalıkları yoluyla güçlü destek alır. Mahkeme sponsorluğundaki aile arabuluculuk programları genellikle velayet ve ziyaret gibi konularla ilgilenirken ekonomik konulara girmez.

 

Aile arabuluculuğunda avukatların genellikle hiçbir rolü olmaz. Birçok eyaletteki aile arabulucularının büyük çoğunluğu avukat dışındaki kişiler olup genellikle evlilik danışmanları, psikologlar ve sosyal hizmetler uzmanları gibi zihinsel sağlık profesyonelleridir. Üstüne üstlük tarafların avukatları arabuluculuk oturumlarına katılmazlar. Hatta bazı eyaletlerde aile arabulucularının avukatları toplantıdan dışarı çıkarma yetkisi dahi bulunmaktadır. Aile arabuluculuğunda avukatların olmaması aile arabuluculuğunu diğer uzlaşma arabuluculuklarından ayıran en vurucu karşıtlık olarak göze çarpmaktadır ki diğer arabuluculuklarda avukat arabulucular ve tarafların avukatları yer almaktadır.

 

Aile arabuluculuklarının velayet, mal paylaşımı ve nafaka/bakım gibi konularda anlaşmayla sonuçlanması durumunda daha sonra bu anlaşmanın mahkeme tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu durum da diğer arabuluculuklarda bu tip bir kabul prosedür olmadığından farklılık arz etmektedir.

 

Boşanma arabuluculuğunun dava ile kıyaslandığından bazı artıları bulunmaktadır. Bunun savunucuları rekabetçi olmayan yapısıyla bunun boşanmanın yarattığı duygusal ve finansal travmayı minimize ettiği, iki çifte ve çocuklara faydası olacağını söylemektedirler. Tasfiyenin aksine arabuluculuk tarafları diğer tarafın çıkar ve öncelikleri konusunda eğiterek bunların gelecekte de örneğin çocuk büyüdüğünde ve yeni birtakım ailevi konular ortaya çıktığında bir arada olabilmelerini ve birlikte karar alabilmelerini sağlamaktadır. Ebeveynlerin kendi karar alma ve kendi belirleme konularında sağladığı kolaylıklarla, arabuluculuk “aile bağlarının sürdürülmesini geliştirmeli ve kendini yöneten bir birim olarak ailenin önemi ve onuru konusunda garanti sağlamalıdır.”

 

Boşanma arabuluculuğunun kuvvetli karşıtları da bulunmaktadır. “Bu karşıtların büyük çoğunluğu kadın hareketinin liderleridir ve bunlar kadınların arabuluculukta mahkemeden daha kötü sonuçları başaracaklarını iddia etmektedirler.” Bu çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir, çoğunlukla kadınların finansal ve diğer açılardan kocalarına göre daha az kuvvetli olmalarından kaynaklanmaktadır.

 

Öncelikle erkekler kadınlardan daha fazla müzakerelerde rekabetçi yaklaşımı uygularken kadınlar erkeklerden daha fazla işbirlikçi ve sorun-çözme yaklaşımını uygulamaktadırlar. Rekabetçi müzakerecinin işbirlikçi ve sorun çözücüden faydalanacağı konusunda önemli bir risk bulunmaktadır. Bu risk tarafların kendi avukatlarının bulunmadığı arabuluculuklarda ise daha fazla artar.

 

Bir başka konu da arabuluculukta zorunlu belirlemenin olmamasıdır. Eğer koca daha fazla malvarlığına veya ortak malik olunan varlıklar konusunda bilgiye sahipse mahkeme süreci mahkeme emri suretiyle bu bilgilere kadının ve avukatının ulaşabilmesine imkân sağlar. Buna karşıt olarak da belirleme öncesi arabuluculuğun gerçekleşmesi durumunda koca malvarlığını veya bilgiyi karısından gizleyebilir.

 

Son olarak boşanma aile içi şiddeti tipik olarak da kocanın karısına kötü davranmasını takip eden bir durum olabilir. “Aile içi şiddetin kurbanlarına arabuluculukta iyi hizmet edilmediği görüşü bazı eyaletlerde bu durumlarda zorunlu arabuluculuğa istisnalar getirilmesine yol açmıştır.”

 

Ülkemizde de; Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun da uzlaştırma düzenlenmiş ve bu yetki bu kanunla kurulmuş bulunan aile mahkemelerine verilmiştir. Benzer şekilde 01.01.2002 den itibaren yürürlüğe girmiş olan Türk Medeni Kanununda da uzlaştırma düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun, “Birliğin Korunması” başlıklı 195/II maddesine göre, hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.[11]

 

3.2- Çalışma & İş

 

İş mevzuatı genelde iki kategoriye ayrılmıştır; tüm işçilere uygulanan “çalışma kanunu” ve işçi sendikaları tarafından temsil edilenlere uygulanan “iş kanunu”. Çalışma yasası kendi özel terminolojisine sahiptir. İşveren ile sendikalar arasında yapılan sözleşmelere “toplu pazarlık sözleşmesi” denir. Bu sözleşmelerin ihlaline ilişkin iddialar genel olarak “şikâyet” olarak adlandırılır. Çalışma bağlamında arabuluculuk ise sıklıkla “uzlaştırma” olarak adlandırılır.

 

Arabuluculuk neredeyse yüz yıldır emek anlaşmazlıklarının çözümünde kullanıldı. Federal Arabuluculuk ve Uzlaşma Hizmeti (FMCS) Çalışma Bakanlığına bağlı bir birimdir ve işverenlerle işçi sendikaları arasındaki anlaşmazlıklara arabuluculuk yapar. Mevzuat ona şu görevi vermiştir; “ticareti etkileyen anlaşmazlıkları uzlaşma ve arabuluculuk yoluyla çözmek suretiyle çalışma alanındaki uyuşmazlıkların çözümünde taraflara yardımcı olmak.”  Olaya daha çok işlemsel arabuluculuklarda, özellikle yeni toplu pazarlık sözleşmesinin şekillendirilmesinde”  dâhil olur. Bazen var olan bir toplu pazarlık sözleşmesinden kaynaklanan bir şikâyetin çözümü gibi anlaşmazlık arabuluculuklarına da karışabilir. Birçok toplu pazarlık sözleşmesi anlaşmazlıkların arabuluculukla çözümlenmesini şart koştuğu için şikâyetler özel sektör arabulucuları tarafından da çözümlenebilir. Sendikalı olmayan işçiler ile bunların işverenleri arasındaki anlaşmazlıklara da aracılık edilir.

 

Türk iş uyuşmazlıklarının çözümünde, taraflara grev ve lokavt hakkı tanınmıştır (2822 sayılı Kanun, m.1, m.25-52). Ancak bu hak, ulusal ekonomiyi ve kamu düzenini olumsuz yönde etkileyeceği düşüncesiyle, kanunda grev ve lokavt gibi bazı kısıtlamalara ve grev hakkının özüne dokunulmaksızın, uyuşmazlıkların öncelikle barışçı yollarla çözümlenmesine yer verilmiştir. Bu amaçla, 2822 sayılı Kanun, m.22-23, 59,34’de, “arabuluculuk” başlığı altında, iş uyuşmazlıklarının barışçı yolla çözümünü öngörmüştür.[12]

İş uyuşmazlıklarının çözümünde ADR’nin etkili olarak kullanıldığı asıl alan toplu iş uyuşmazlıklarıdır; ancak, bireysel iş uyuşmazlıklarında da ADR’nin ve özellikle arabuluculuğun kullanılmasında bir engel yoktur.[13]

 

3.3- Toplum

 

1960’lar ve 70’ler boyunca hükümet ve özel sektör “toplum aracılık merkezler” veya “mahalle adalet merkezleri” ni ülke genelinde finanse etmeye başladı. Bu merkezler çoğunlukla mahallede oluşabilecek anlaşmazlıkların çözümüyle uğraşır; ev sahibi-kiracı, ufak problemler, küçük talepler ve cürüm gibi. Anlaşmazlıklar bu merkezlere çoğunlukla savcı, polis veya mahkemenin yönlendirmesi ile gelir. Arabuluculular daha çok avukat olmayan gönüllü kişilerdir. “Birçok yerde fakirler, işsizler, kadınlar ve azınlıklar anlaşmazlık çıkaranların çok büyük bir kısmını oluştururlar.” Arabuluculuk oturumlarında nadiren tarafların yanlarında avukat bulunur.

 

Ülkemizde yürürlükte bulunan 442 sayılı Köy Kanunu arabuluculukla ilgili açık hükümler içermekte olup ihtiyar meclisine açıkça arabuluculuk görevi verilmiştir. İki köy arasındaki nizalı sınırların çizilmesi, iki veya daha fazla köylerin ortaklaşa yapmaları gereken işlerin müzakeresi ve köylünün iki tarafın uzlaşmasıyla bitirilebilen her türlü işleri arabuluculuk bağlamında çözümlenebilir.[14]

 

3.4- İş Hayatı

 

Ticari işletmeler arasında anlaşmazlıkların arabuluculukla çözümlenmesi konusu giderek gelişiyor. Bu tip anlaşmazlıkları yaratan birçok iş durumu vardır: mal ve hizmet satışı, teknoloji ve entellükteüel malların lisansı, gayrimenkul geliştirme ve inşaat, franchising, borç veya sermaye piyasası araçlarıyla finansman sağlama vs. Giderek daha fazla iş sözleşmesi “iki adım” lı ADR cümleleri içeriyor; çıkabilecek anlaşmazlıklar taraflar tarafından arabuluculuk yoluyla çözümlenecek, eğer arabuluculuk başarılı olamazsa taraflar konuyu tahkime götürecekler.

 

Ülkemizdeki, tüketicinin korunmasında arabuluculuk ise, Devlet yargısı dışında tüketiciler ile satıcılar arasında meydana gelen uyuşmazlıkları çözmek amacıyla bir kanun hükmü gereği olarak kurulan ve finansmanı da Devlet tarafından karşılanan ya da çeşitli sivil toplum örgütlerinin bünyelerinde tüketici uyuşmazlıklarını çözmek amacıyla oluşturulmuş birimlerce ihtiyari olarak bu hizmeti veren arabuluculuk kuruluşları tarafından gerçekleştirilen faaliyeti ifade etmektedir. Tüketici sorunları hakem heyeti, tüketiciler ile satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacı ile kurulmuştur. Aynı kanun ile tüketici mahkemeleri gibi özel bir mahkeme kurulmuş olmasına karşın, böyle bir müessesenin kurulmasının amacı, tüketicilerin korunmasında gecikmeksizin sonuca ulaşabilme isteğini temsil etmektir.[15]

 

3.5 Kamu Hukuku

 

Bugünlerde birçok mevzuat milletvekilleri veya mahkemeler tarafından değil Çevre Koruma Ajansı ve Federal Ticaret Komisyonu gibi idari kurumlar tarafından şekillendirilir. Müzakere edilmiş mevzuat belirli bir konuda tarafların düzenlemeden etkileneceği işlem arabuluculuğunun bir şeklidir. İşlem arabuluculuğunun özel bir sözleşme haline dönüştürülmesi yerine müzakere edilmiş mevzuata dönüştürülmüş anlaşma bir hükümet düzenlemesidir. Buna uygun olarak arabuluculuk oturumları halka açıktır. Müzakere edilmiş mevzuat federal ve eyalet yasaları tarafından teşvik edilmekte ve birçok kamu kurumu bunu kullanmaktadır.

 

İdari ajanslar anlaşmazlıkları çözmek konusunda da arabuluculuğu kullanırlar. Örneğin, bazı eyaletler çevresel anlaşmazlıkların arabuluculuk yoluyla çözümlenmesini teşvik edici yasaları kabul ettiler. Federal düzeyde, Çevre Koruma Ajansı uygulama konularında arabuluculuğu kullanır. Bu tip anlaşmazlıkla genelde çok tarafı ilgilendirir: kirleticiler, komşu sakinler, kamu ilgi grupları ve federal, eyalet ve yerel ajanslar. Arabulucu çok taraflı ve iki taraflı müzakereler yürütebilir.

 

Ülkemizde, 6326 sayılı Petrol Kanunu hak sahipleri arasında çıkacak uyuşmazlıkların arabuluculuk yoluyla çözülmesini öngörmüştür. Petrol Kanunu hükümlerine göre iktisap edilmiş veya edilebilecek olan bütün haklarla ilgili olarak müracaat veya hak sahipleri arasında çıkacak olan ihtilaflar, öncelikle Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından müzakere ve sulh yoluyla çözülmeye çalışılır. İhtilafların çözülmesi için arabuluculuk müzakerelerine girişilir. Arabuluculuk müzakerelerinden sonuç alınmazsa, ihtilaflı konu Bakana intikal ettirilir.[16]

 

3.6- Herhangi Bir Medeni Dava

 

Aile, iş, toplum, iş hayatı ve çevre gibi yukarıda tartışılan birçok anlaşmazlık için arabuluculuk, özellikle problem-çözme arabuluculuğu,  iyi tasarlanmış bir yöntem olarak kabul edilir. Çünkü bunlar sorunun çözülmesinin ardından da ilişkide olmaları beklenen taraflar, tekrar oyuncuları, arasında olan uyuşmazlıklardır. Uyuşmazlıkların tek atışlık kişilerin çoklu konuları yerine tekrar oyuncuları arasında görülmesi olasılığı yüksektir; bunların basit olarak bir tarafın diğer tarafa ödeyeceği para miktarı konusundaki anlaşmazlıklar olma olasılığı zayıftır. Çok konulu anlaşmazlıklar artı-toplam fırsatları yaratma açısından hayati öneme sahiptir ve bu anlaşmazlıklar birçok arabulucu tarafından kullanılan problem-çözme arabuluculuğu için daha uygundur.

 

Buna mukabil, bazı uyuşmazlılarda da taraflar anlaşmazlık çözümünün ardından ilişkilerinin devam edeceğini ummamaktadırlar. Bunun klasik örneği bir trafik kazasından kaynaklanan kişisel yaralanma konusunun taraflarıdır. Davacı anlaşmazlığın çözümünün ardından davalı veya davalının sigorta şirketi ile tekrar görüşmeyi ummamaktadır. Bu tek-vuruşluk anlaşmazlıklar sıklıkla sıfır-toplam durumlardır ki, bununla çözümlenmek istenen sadece bir tarafın diğerine ne kadar ödeyeceği sorunudur.

 

Tek vuruşluk anlaşmazlıklar bir problem çözme arabulucusundan faydalanamayacaklarından dolayı son döneme kadar bu tip konular sıklıkla arabulucuların önüne gelmemekteydi. Bu tip anlaşmazlıklar daha çok uzlaşma odaklı, özellikle değerlendirmeci olanlar, arabulucu için uygun olabilir. Son on küsur yılda kişisel yaralanma ve diğer basit konuların arabuluculuk sürecini kullanmasında bir artış yaşanmıştır. Bu gelişme mahkemelerin arabuluculuğu teşvik etmeyi kendi iş yüklerini hafifletmenin bir yolu olarak görmelerinden kaynaklanabilir.

 

Ülkemizde, Avukatlık Kanununun 35/A maddesi ile avukatları arabuluculuk yapmaya teşvik eden bir düzenleme getirilmesi ve arabuluculuk usulü sonunda düzenlenen uzlaşma tutanağının ilamlı icraya dayanak teşkil etmesinin kabulü suretiyle arabuluculuğun daha etkin kılınması hukukumuzda olumlu gelişmeleri doğuracaktır. Bu düzenleme ile noterlere tanınan ilam mahiyetindeki belge düzenleme yetkisi avukatlara da tanınmıştır.[17]

 

Avukatlık Kanununun 35 inci maddesi, avukatların tekel olarak yapabileceği işleri sayarken, ağırlıklı olarak dava yoluna ilişkin işlerdeki yetkileri düzenlenmektedir. Buna karşın yargı dışı çözüme yönelik bir hüküm içermemektedir. Kanunun 35/A maddesi ile bu eksiklik giderilmiş ve avukatlara yargısal çözüm kadar alternatif uyuşmazlık çözüm yollarını kullanmak suretiyle dava dışı çözüm konusunda da yetki verilmiş, avukatların arabulucu olma hakkı normatif bir düzenleme haline getirilmiştir.[18]

 

Avukatlık Kanununun 95 inci maddesinin V inci fıkrasında açıkça Baro yönetim kuruluna “arabuluculuk” görevi verilmiştir. Baro yönetim kurulunun görevlerini düzenleyen 95 inci maddeye göre, “levhaya yazılı avukatlar arasında, avukatlarla avukatlık ortaklıkları, avukatlık ortaklığının ortakları arasında ve bunlarla iş sahipleri arasında çıkan anlaşmazlıklarda istek üzerine aracılık etmek ve arabulmak, ücret uyuşmazlıklarında sulha davet etmek” yönetim kurulunun temel görevlerindendir. Görüldüğü gibi, baro organlarından biri olan baro yönetim kurulunun (Av. K. M.79) görevlerinden biri de arabuluculuk yapmaktır. Baro üyeleri arasında uyuşmazlıklar ile avukatlar ve müvekkilleri arasında çok sık görülen ücret uyuşmazlıklarında baro yönetim kurulunun arabuluculuk yapması, meslektaşlar arasındaki ihtilafların barışçı bir yolla çözümünü sağlayacak, avukatlar ve müvekkilleri üzerinde uzlaşmaları yönünde bir etki oluşturacaktır. Bu sayede pek çok uyuşmazlık yargı önüne gitmeden çözülebilecektir.[19]

Avukatlık Kanununa göre avukatların düzenleyecekleri uzlaşma müzakerelerinde avukatlara daha aktif bir bir görev düşmekte ve avukatlar bir arabulucu gibi çalışmaktadırlar.[20]

 

 

3.7- Ceza

 

Ceza-pazarlığından ceza davasına kadar olan süreç davaların çözülmesinde bir yol olarak görülür. Ceza pazarlığı devlet ile davalı arasında bir müzakeredir. Devlet kendi adına müzakere eden bir avukata, savcı, sahiptir ve davalı da neredeyse her zaman kendi adına hareket eden bir avukata. Cezai anlaşmazlıkların arabuluculuk yoluyla çözümü devlet ile davalı arasında bir arabuluculuk değildir. Onun yerine şikâyetçi veya kurban ile davalı arasında bir arabuluculuktur.

 

Suçlar (cürümler) uzun süredir kurbana karşı işlenmiş bir suç yerine devlet veya topluma karşı işlenmiş suç olarak görülürler ve bu yüzden şikâyetçiler değil savcılar davanın açılıp açılmayacağına karar verme otoritesine sahiptirler. Benzer şekilde mahkûmiyetin ardından ne kadar hapis isteneceği konusunda da yetki kurbanlar yerine savcıdadır. Suç arabuluculuğu modern ceza hukukunun bu devlet baskın yaklaşımına, mahkeme veya yasaların yetki verdiği, bir istisnadır.

 

Ceza davaları arabuluculuğa mahkemeler, savcılar veya tecil memurları tarafından gönderilir. Arabuluculuk davadan önce hatta cezalar belirlenmeden önce olabilir. Arabuluculuk mahkûmiyet kararından sonra da kullanılabilir. Ulaşılan anlaşma ile kurbana tazminat ödeme karşılığında suçlunun hapiste geçireceği süre azaltılabilir. Eğer tazminat ödeme tecilin bir şartı ise bu hükmün uygulamasını tecil memurları yerine getirir. Eleştirmenler suçlulara dışarıda geçirecekleri zamanı satın alma imkânı vermenin ceza hukukunun cezalandırıcı (öç alıcı), acizleştirici, korkutucu ve rehabilite edici kamusal amaçlarının göz ardı edildiğini ileri sürmektedirler.

 

Bazı Kurban-Saldırgan (Fail-Mağdur) Uzlaştırma Programları, isminden de anlaşılacağı üzere, sadece tazminat anlaşmaları değil fakat kurban ile saldırgan arasında bir nebzede olsa uzlaşma sağlamaya çalışır. Bunun bazı savunucuları şunu söyler; “ Suçun ilişkisel yönleri üzerinde odaklanıyoruz. Kurban ve saldırganların her ikisinin de tavır, duygu ve hisleri çok ciddi bir şekilde dikkate alınmalı. İyileşme önemlidir.”

 

Davalılar/saldırganlar bazen mahkemelerin emri bazen de savcıların baskısı ile arabuluculuk sürecine dâhil olurlar. Mahkeme veya savcılar kurban/davacılara bunu zorlayamasalar da bu toplantılara katılmamaları durumunda kovuşturmanın açılmayacağı veya mahkûmiyet süresinin kısalacağını anlatabilirler. Hatta herhangi bir anlaşmaya ulaşılamaması durumunda arabulucunun bu süreçle ilgili olarak düzenleyeceği raporda işbirliği yapmayan tarafı mahkeme veya savcıya ileteceğinden dolayı bir anlaşmaya ulaşmak konusunda bir baskı dahi olabilir. Genellikle cezai arabuluculuklarda avukatlar yer almazlar.

 

Çoğunlukla mağdur-fail arabuluculuğu olarak adlandırılan, ceza uyuşmazlıklarında arabuluculuk, geleneksel ceza yargılamasının tamamlayıcısı olup, Avrupa Konseyine üye olan ülkelerin birçoğunda farklı şekillerde uygulanmakta ve hala yeni bir yöntem olarak görülmektedir. Bununla beraber, bu yargı dışı uyuşmazlık çözüm yöntemine yönelik ilgi Avrupa devletlerinin çoğunda giderek artmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, ceza uyuşmazlıklarında arabuluculukla ilgili tavsiye kararında, arabuluculuğun tanımı yapılmış, yasal temeline değinilmiş, mevcut ve yeni geliştirilecek arabuluculuk programlarının uygulanmasında dikkate alınacak ilkeler belirlenmiştir. Tüm bunlar yapılırken, ceza yargılamasında, tarafların İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde belirlenen hukuki güvenceleri özellikle vurgulanmıştır. Avrupa Konseyine üye olan ülkeler, ceza uyuşmazlıklarının çözümünde arabuluculuğu oluştururken, kendi hukuk sistemlerine uyum sağlaması için farklı düzenlemeler yapma hakkına sahip olmakla beraber, tavsiye kararında ayrıntılı olarak yer alan ilkelerden yararlanmalıdırlar. Bu bağlamda, ülkemizde de, Ceza Muhakemeleri Kanununda uzlaştırmayı düzenleyen hükümlerin, tavsiye kararında belirtilen ilkeleri içermesi, uzlaştırmanın ceza muhakemesi hukukunda doğru işlemesi ve başarılı olması için zorunludur.[21]

 



 

Anketler

Size göre arabuluculuk gelecek 10 yılda hangi yönde şekil alacak?
 

Kimler Sitede

Şu anda 56 ziyaretçi çevrimiçi

Reklam

Düşünmeye Değer

İnsanlar aslında değişime direnç göstermezler, değiştirilmeye direnç gösterirler.

A. Kadir Varoğlu